Günümüzde Rastladığımız Şamanizm İzleri

Şamanizm geleneğinden kalma birçok alışkanlığı günümüzde devam ettirmekteyiz. Peki, günümüzde rastladığımız şamanizm izleri nelerdir? İşte detaylar...

Şamanizm’den İslamiyet’e geçiş yapan Türklerin kültüründe bu eski gelenekten kalan pek çok adet ve örf mevcuttur. Günlük yaşamın her anında pek çok hareketimizde Şamanizm izlerini görmek mümkündür. Şamanizm inancını Orta Asya’dayken benimsemiş olan Türklerde, İslamiyet’e geçiş sonrasında da hala inanç biçimi olarak görülen farklı uygulamalar vardır. Günümüzde Şamanizm izleri, yüzyıllar öncesinden kalma bazı adetlerde net bir şekilde görülür. Bunlar arasında günlük hayatta da sık sık gerçekleştirdiğimiz davranışları veya inanışları bulabilirsiniz.

Şamanizm’den Gelen Türk Adetleri

Bilindiği üzere Türklerin Şamanizm’den İslamiyet’e geçişi yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Buna rağmen uzun yıllardır Şamanizm inanışı benimseyen Türklerde bu inançtan kalma pek çok gelenek ve adet bulunmaktadır. Hala yaşamımızın farklı alanlarında Şamanizm izlerini görmemiz mümkündür. Geniş bir kitleye hitap eden Şamanizm inancı, özellikle eski dönemlerde Orta Asya’daki topluluklar tarafından benimsenmiştir. Daha sonra Şamanizm inancına Kuzey Amerika’da, Avrupa’da, Japonya’da ve hatta Avustralya aborjinlerinde de rastlamak mümkündür. Her ne kadar farklı coğrafyalarda görülse de Şamanizm inanışında bazı uygulamalar ortaktır. Bu gelenekler Şamanizm’i benimseyen Türklerin yaşamına da sirayet etmiştir.

Su Dökerek Uğurlama

Günümüzde en sık başvurduğumuza vedalaşma yöntemlerinden biri, gidenin arkasından su dökmektir. Gidenin arkasından su dökmek, eski Türklerdeki Şamanizm inancından kalan bir adettir. Giden kişinin su gibi gidip gelmesi ve herhangi bir olumsuzluk yaşamadan geri dönmesi için bu uygulama tercih edilir. Giden kişinin arkasından su dökmek vedalaşmak durumunda kalan her iki tarafın da ruhsal açıdan olumlu etkilenmesini sağlar. Maneviyatı güçlü kişiler su dökerek uğurlama yaparak bilmeden de olsa Şamanizm inanışından kalma bir geleneği uygulamaya devam etmektedir.

Mum Yakma

Mum yakma uygulaması da Şamanizm ile bağlantılı geleneklerimiz arasında yer alır. Hristiyanlarda da yer alan mum yakma uygulaması bizim kültürümüzdekine göre biraz farklıdır. Türklerde mum yakarak dilek yapılması cami, hamam, türbe gibi yerlerde sık görülür. Bu inanışta ayrıca insana rahatsızlık verebilecek ve zararlı olabilecek kötü ruhları kovmak da esastır. Adak ve ziyaret yerlerinde mum yakmak, Şamanizm dönemden kalan bir gelenektir. Ölüler kültü ile yakından ilgili olan bu adet günümüzde Türklerin sık sık uyguladığı bir ritüeldir.

Genellikle Anadolu’da görülen bu tür mum yakma ve dilek dileme uygulamaları, her ne kadar cehennemi anımsatan bir unsur olarak görülse de ateşle yapılır. Mum yakarak adak adama ve dilediğin gerçekleştiği zaman teşekkür etmek amacıyla mum yakma Şamanizm döneminden kalan geleneklerdir. Mezar üzerinde mum yakma adeti de özellikle Anadolu’da yaygın şekilde görülür.

Ağaçlara Bez ve Çaput Bağlama

Türklerde ağaçlara bez ve çaput bağlama uygulaması, özellikle “dilek ağacı” denilen yerlerde yoğunlaşır. Orta Asya’nın eski dinlerinden biri olan Şamanizm’de ağaçlara çaput bağlama geleneği vardır. Türk Şamanizm inanışına göre her dağın, her pınarın, göl ve nehirlerin, ağaçların ve kayaların birer ruhu vardır. Bu gelenekten kalma bir örf olduğu için ülkemizin çeşitli yerlerinde dilek ağacı olarak tabir edilen ağaçlar vardır. Özellikle turistik bölgelerde de ticari ve görsel boyutu ile öne çıkan dilek ağaçlarına çaput bağlama geleneği, Türklere Şamanizm inancından kalan bir gelenektir.

Türklerin Şamanizm’den kalan Gök Tengri’ye adak geleneği, çaput bağlama şeklinde günümüzde devam etmektedir. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde ve özerk bölgelerde yaşayan Türkler, hala bu geleneği önemli bir seviyede sürdürürler. Kutsal bildikleri ağaçlara bez bağlayarak kendilerinin vücudunun bir parçasını ağaca adamış gibi düşünürler. Türkler, Müslümanlığı kabul ettikten sonra bile Şamanizm’den kalan ağaçlara çaput bağlamak gibi gelenekleri tamamen bırakmamışlardır.

Ayrıca Şamanizm inancı ve ritüelleri bilgilerine bakabilirsiniz.

Kurşun Dökme

Eritilmiş kurşunun soğuk bir suya dökülmesi prensibine dayanan kurşun dökme geleneği de Şamanizm’den kalan gelenekler arasında yer alır. Nazardan kurtulmak için yapılan bu uygulama herkes için geçerli olmasa da bazı kişiler, kurşun döktürdükten sonra rahatladıklarını ifade ederler. Çok eski zamanlardan beri arınma ve nazardan korunma yöntemi olarak uygulanan kurşun dökme geleneği, Şamanizm etkisiyle örf ve adetler arasına girmiştir.

Kurşun dökme işlemi, bu uygulamayı usulüne uygun bir şekilde bilen kişiler tarafından yapılmalıdır. Çünkü herkes kurşun dökemez. Kurşun dökebilen kişilerin bilgili ve ince bir detayla hareket etmeleri gerekir. Kurşun dökebilmek için öncelikle el almış olmak ve aile kökenlerinde kurşun dökme işini yapabilen kişilerin olması önemlidir. Böylelikle bu gelenek nesilden nesle bozulmadan aktarılabilmektedir.

Kırmızı Kurdele Bağlama

Genellikle evlilikte gördüğümüz kırmızı kurdele bağlama inanışı, Şamanizm ritüelleri içeren bir gelenektir. Gelin baba evinden ayrılmadan önce gelinin babası veya ağabeyi tarafından gelinin beline kırmızı kuşak bağlanır. Bazı kaynaklarda gelinin beline kırmızı kurdele bağlanırken salavat ve tekbir getirildiği de söylenir. Ancak Şamanizm etkisiyle ortaya çıkan bu geleneğin İslami koşullara uyarlaması sonradan olmuştur. Çünkü bu inanç prensibinde kırmızı kurdele anneyi ve yeni doğan çocuğu, albız denen şeytana karşı koruduğuna inanılır. Özellikle ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellemek için de kırmızı kurdele bağlandığı görülür.

40 Sayısının Kültürel Önemi

Eski Türk inanışına göre ruh fiziki bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında da bu konuya sık sık değinilir. Şamanizm’in bir etkisi olarak görülen 40 sayısının önemi çok yerde önümüze çıkar. Kırk yiğitler, kırk kızlar gibi tabirler ve halk kahramanları da vardır. Manas destanında yer aldığı gibi Dede Korkut hikayelerinde de kırk yiğitler öne çıkar. Kırgız türeyiş destanına göre Sağan Han’ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız bir gönül kenarına giderek sudan gebe kalmışlardır.

Kırk haramiler, kırk gün kır gece düğünler, kırk satır ve kırk katır tabirleri, Türk geleneğinin önemli bir ürünü olan hikayelerde sık sık geçer. 40 sayısı totemcilik döneminden kalma bir inanışın ürünüdür. Semavi dinler dahil tüm dinlerde 40 sembolizmi yaygın şekilde görülebilir. Bu yüzden dinlerin evrim süreçleri konusunda da bazı ipuçları taşır. Şamanizm etkisiyle İslamiyet ve Hıristiyanlık’ta 40 sayısı öne çıkmaya başlamıştır.

Tahtaya Vurma

Eski Türk inanışında, istenmeyen bir durumun olmasından korkulduğu ve endişe duyulduğu durumlarda tahtaya el ile tokmak gibi 3 kere vurulur. Bu gelenek Türk toplumunda yaygın bir şekilde uygulanırken Şamanizm’den kalan bir adettir. Şamanizm inanışında tahtaya vurmak, kötülükten korunmak ve kötü ruhların duymasını önlemek amacıyla yapılır. Şaman inanış sisteminde bu uygulamayı herkes yapabilir ve genellikle gerçekleşmesinden korkulan ihtimallerde uygulanır. Bu adetlerden bazıları Amerikalılara kadar uzanmıştır. “Knock on the wood” deyimi bazı Amerikalılarda hala yaygın bir şekilde kullanılır.

Mezartaşı

Bilindiği üzere Şamanizm ayinlerinde yardımcı ruhlardan destek almak vardır. Ölülerin, vefat eden aile büyüklerinin, ormanın, suyun ve yerin yardımcı ruhları Şamana yardım eder. Ölen büyüklerin ruhlarının çoğalması ve insanlara yardımcı olması sayesinde Şamana yol göstereceğine inanılır. Ölümden sonra ruhlardan medet ummak mezarları kutsal yerler haline getirmektedir. Günümüzde mezar, türbe ve yatır gibi yerlerin ziyareti de esasında Şamanizm etkinsin görüldüğü bir başka gelenektir. Eski Türkler’de mezarları gizleme geleneği olmadığı için mezar yapısının üzerine “Balbal” adı verilen mezartaşları dikilmiştir.

BENZER İÇERİKLER

OKUYUCU YORUMLARI

Yorumlar (0)

Yorum Yazın